Şahane kitaplar 01: Dünyanın en meşhur defterleri

09/01/2021

Huzurlarınızda "Şahane Kitaplar." Bu başlığın altında belki metniyle olmasa da tasarımıyla, şekliyle, görselleriyle ya da sırf eğlencesiyle "şahane" sıfatını hak ettiğini düşündüğüm kitaplardan söz edeceğim. Yazarak anlatmak yeterli gelmeyeceğinden elimdeki kısıtlı imkanlarla kısa videolar da ekleyeceğim.

(Merak edip soranlar olacaktır: Bu kitapların hemen hemen hepsini Amazon'dan sipariş etim. Bazılarını burada yabancı yayınlar satan kitapçılarda bulmak mümkün, araştırmakta fayda var.) 

***

Remarkable Diaries
Yayınevi: DK
Yayım tarihi: 08.09. 2020
Sayfa sayısı: 256

Defterleri sevdiğimden bu seriye ilk olarak tarihteki bazı önemli kişilerin defterlerini ve günlüklerini derleyen Remarkable Diaries isimli kitabı seçtim. Yabancıların "salon sehpası kitabı" dedikleri türden (aslında kahve masası diyorlar ama bizdeki salon sehpasıyla aynı şey sayılır,) sert kapaklı, baştan sona fotoğraflarla dolu kocaman bir kitap bu. İçindeki isimlerin arasında yazarlar, ressamlar, askerler, gezginler, kaşifler, bilim insanları ve gazeteciler var. Çoğu bildiğimiz ve merak ettiğimiz kişiler. Artık her yerde karşımıza çıkan Leonardo Da Vinci'nin eskizleri ve Anne Frank'in günlükleri de var örneğin. Öte yandan, Tolstoy'un el yazısını ben ilk defa gördüm. Sherlock Holmes'un yazarı Arthur Conan Doyle'un kuzeyde bir balina avlama teknesinde altı ay boyunca doktor olarak görev yaptığı sırada tuttuğu günlükten haberim yoktu. Che Guevara'nın meşhur Bolivia günlüklerini bizim Ece Ajanda'sına benzer bir ajandanın sayfalarına yazdığını da bilmiyordum. 

Bence bu kitabın tek eksikliği, her defterden sadece bir-iki örnek sayfalık görsele yer ayırması. İnsanın ağzına bir parmak bal çalıp kaçmak gibi oluyor. Fakat 1500'lerden başlayıp günümüze kadar gelen bir dönemi ele aldığını düşününce başka çaresi de yok aslında. Tanıtıcı metinler kısa ve oldukça yüzeysel. Zaten derin bilgiler edinmek için okunacak bir kitap değil. Arada sırada açılıp karıştırılacak, resimlerine bakılacak bir kitap. 

En iyi tarafıysa büyük bir zevkle karıştırılması. Her köşesinden insanın gözüne ya da aklına takılan bir şey çıkıveriyor. Bu insanların el yazılarını görmek, kullandıkları kağıdı ve mürekkebi incelemek, sayfaların kenarına çiziktirdikleri şekilleri çözmeye çalışmak bana çok keyifli geliyor. Ayrıca kitabın kendisi de resimleriyle, baskısıyla, kağıt kalitesiyle çok güzel. İnsan elinden bırakamıyor. 

Remarkable Diaries: Leonardo da Vinci
Remarkable Diaries 02: Franz Kafka
Remarkable Diaries 03: Frida Kahlo

***

Aslında yazıyı burada bitirecektim ama gevezeliğim tuttu. 

Siz öldükten sonra defterlerinize ne olacak hiç düşündünüz mü? Arkanızdan evinizi toplayan yakınlarınız, belki çocuklarınız, bir kutuya doldurup tavan arasına mı kaldıracak? Neler yazmış diye merak edip okuyacak mı? Eğer mucize eseri tüm depremleri, yangınları, sel felaketlerini ve savaşları atlatıp sağlam kalırlarsa, yüz yıl sonra, "21. yüzyılda sıradan bir insanın günlükleri" diye incelenir mi? Ya da insanların salon sehpalarını süslesin diye böyle bir derlemeye katılır mı?

Bunlar Kafka'nın başına gelenleri düşünürken kafama takıldı. Biliyorsunuz, Kafka, en yakın arkadaşı Max Brod'a öldükten sonra tüm defterlerini yakmasını vasiyet etmiş: 

Sevgili Max, son isteğim: Arkamdan bıraktığım her şeyin... günlüklerin, el yazmaların, mektupların (benim ve diğerlerinin), eskizlerin vb. okunmadan yakılmasıdır.


Franz Kafka (Kaynak: Wikipedia)

Defterlerde yazarın yaşarken yayınlanmamış romanlarının taslakları da varmış. Brod, bunların imha edilemeyecek kadar değerli olduğuna karar vermiş (okumuş demek ki!) ve Kafka'nın vasiyetini yerine getirmemiş. Derler ki, bu sayede insanlık Dava ve Şato gibi romanlardan mahrum kalmadı. Bana yine de kim olursa olsun bir insanın vasiyetinin hiçe sayılması son derece rahatsız edici geliyor. Diyeceksiniz ki adam ölmüş gitmiş, defterlerinin okunduğundan haberi bile yok, kaldı ki yazdıkları dünyanın en önemli eserleri arasında yer almış. Yine de bilmiyorum. İnsan vasiyetini bırakacağı arkadaşlarını daha iyi seçmeli belki de.

Tüm yazılar >>

Önceki:

Sonraki:

Pin It on Pinterest