Kar Kuyusu’nda tıpkı şehrin tüm pisliklerini örten karın kendisi gibi, altta kalmış, saklanmış, gözlerden ırak tutulmuş, kirlenmiş olanların çığlıklarını bastıran, dingin bir anlatım bulacaksınız. Ama bu sessizlik, karın eriyip şehri kirli çamuruyla baş başa bırakması gibi, sizi belki hiçbir zaman bilmek istemeyeceğiniz gerçeklerle baş başa bırakacak: En acımasız cinayetler evlerin içinde işlenir! Kar Kuyusu bir ilk roman. Ancak usta işi bir ilk roman. Şaşıracaksınız.

Genç kadının küçük bir takı dükkanı açtığı sokakta hiçbir şey göründüğü gibi değildi. Ne sessizlik huzurlu ve sakindi, ne de korkutucu olanın ne olduğunu açıklamak kolaydı. Ne zaman ki şehir karın suskunluğuna teslim oldu, gölgelerin de dili o zaman yavaş yavaş çözüldü. (Arka kapaktan)


“Bugüne kadar üst katta yaşayan birisinin varlığını hiç fark etmemiş ve komşularımı hiç merak etmemiş olmam da benim tuhaflığımdı. Dükkânın açılışına kafayı o kadar takmıştım ki, haftalarca gözüm başka bir şey görmez olmuştu. Sonra bir de Tibet hadisesi başlamıştı… Aslında hadise sayılmaz ama neyse. Kapıdan içeri bir müşterinin girmesini beklerken, elimde ya bitmemiş bir çeviri ya da incecik tellere dizdiğim renkli taşlarım, aklım sürekli Tibet’le ilgili uydurduğum senaryolardaydı. O sırada, Melike Hanım’la tanıştıktan sonra başıma ne belalar geleceğinden ve hayatımın nasıl bir kâbusa dönüşeceğinden haberim yoktu.”


Medyadan

IAN Edebiyat

Seda Bütün, Kasım 2014

Son yıllarda edebiyat dünyamızda da sinemamızda da korku-gerilim-gizem türünün ivme kazandığını görüyoruz. Ömer Türkeş’in de bir yazısında değindiği gibi uzun yıllar geriye çekilmiş korku edebiyatının atılımı 2000’li yıllardan sonra olmuş gibi görünüyor. 2005’te yayımlanan Hikmet Hükümenoğlu’nun ilk romanı “Kar Kuyusu” başarılı bir gizem romanı. “Kar Kuyusu”nda gizem, tipik bir polisiye kurguyla sunuluyor. Gerilimli olaylar, onun dışında her karaktere şüpheyle yaklaştığımız ana karakter Nur’un etrafında şekilleniyor. (Devamı)


Radikal Kitap

Hande Öğüt, 28/10/2005

Kar Kuyusu’nu okurken Bataille’ın kült hikayesini anımsamamak elde değil. Nitekim bir polisiye kurgusu içinde, aslolarak annelikteki kötülük kavramını irdeleyen ve bunu da uğursuzlukların timsali gece kavramını; hem kendi anlamı içinden, hem de mecazen kullanarak başaran Kar Kuyusu da, saplantılı bir anne-oğul ilişkisi romanı.

(…) Bir ilk romana göre heyecan uyandıran oyuncaklı ve sürprizli kurgu, biraz fazlaca geveze diline rağmen başarıyla ilerlerken; tür, polisiye olmaktan çıkıp psikolojik yanı ağır basan bir gerilim romanı hatta bir trajedi olarak beliriyor. Hükümenoğlu’nun sorunsallaştırdığı hastalık hâli; gecenin, sözün ve annenin günahı üçlemesinde bağlanıyor birbirine. (Devamı)


Radikal Kitap

A. Ömer Türkeş, 18/11/2005

Hikmet Hükümenoğlu (…), büyük kentlerin atomize olmuş bireyleri için ‘tekinsiz’ olanların sadece sınıfsal ve mekânsal farklılıklarla belirlenmediğini, aslında herkesin diğerinde potansiyel bir tehlike imgesi yarattığını çok iyi işlemiş.

(…) Roman kahramanları, evler, kafeler, sokaklar, kısacası anlatılan her şey tanıdık, bildik ve sıradan. Ne var ki çağımızın tedirgin insanı için bu sıradanlığı bozan her şey şüpheli ve korkutucu bir anlam kazanmıyor mu? İşte bunu yakalamış Hükümenoğlu; yabancılardan korunmak için korkularımızla ördüğümüz hapishanemizi. (Devamı)


PICUS

Yelda Dönmez, Aralık 2005

Keyifle okunan ve güçlü etkiler bırakan, arka kapağında da belirttiği gibi kesinlikle “usta işi” bir roman… Hikmet Hükümenoğlu, Kar Kuyusu adlı romanında polisiye kurgudan yararlanarak anne-oğul ilişkisinin ayrıntılı bir çözümlemesini yapıyor; hem de okurun dikkatini her an canlı tutarak…


Akşam

Başak Keser (Söyleşi), Kasım 2005

Kendisinden “acemi yazar” olarak söz eden Hükümenoğlu, gotik motiflerden aşka ve kadınlık hallerine dair kitabında karın altındaki pislikleri, ya da başka bir deyişle görünen görünmeyen çirkin yüzünü ortaya seriyor..


Milliyet Kitap

Aralık 2005

2005 yılının en iyi on kitabından biri…


Vatan Kitap

15 Ağustos 2006

İşte Türk edebiyatının yeni nesli…

Hassas bir konuyu ele almıştı “Kar Kuyusu.” (…) Edebiyatımızda pek de sık rastlamadığımız bu ilişki türü, romanda polisiye bir kurguyla ele alınmış, suç, masumiyet kavramları farklı bir açıdan tartışılmıştı. Hükümenoğlu bu ilişkiden yola çıkarak aslında bir toplum ve sistem analizi de yapıyordu. Roman bu yüzden çok ilgi görmüş ve bir ilk roman için şaşırtıcı bulunmuştu.