1.

Yazar David Mitchell, Twitter üzerinden bir öykü tefrika etmeye başladı. Bunu daha önce yapanlar oldu diyebilirsiniz, haklısınız. Adamın çok yakında yeni romanı çıkacak, reklam yapıyor diyebilirsiniz. Onda da haklısınız. Evet, dört gözle beklediğim Bone Clocks isimli romanın çıkmasına sahiden de çok az kaldı ve zamanlama manidar. Ama en sevdiğim yazarlardan birisi söz konusu olunca biraz iltimas geçmek ve heyecanlanmak durumundayım, lütfen anlayış gösteriniz. Ayrıca dünyanın en yetenekli öykü-anlatıcılarından biri (Mitchell için öykü-anlatıcısı değil, öykü-dokuyucusu demek daha doğru olur) bırakın Twitter'ı, sokakta kendi kendine mırıldansa, ne demiş diye meraklanırım.

Novelist David Mitchell

Mitchell şu videoda, yazdığı her romanın nasıl bir über-kitabın (kendi deyimi) parçaları olduğundan bahsediyor. Yeni romanı da eski kitaplarından tanıdığımız karakterler içerecekmiş. Bir de BBC Radio 4'a yaptığı açıklamada niye Twitter üzerinden öykü tefrika ettiğini anlatmış.

 

2.
Teju Cole, müthiş yaratıcı bir insan ve sanırım Twitter'ı en iyi kullanan edebiyatçı unvanını da hak ediyor. Ayrıca sıkı bir futbol-sever olduğunu da öğrendik. Cole, Dünya Kupası'nın final maçı sırasında takipçilerinden televizyonlarındaki maç görüntülerini Tweet etmelerini istedi. O fotoğrafları eş zamanlı olarak takipçileriyle paylaşmakla kalmadı, bir de çok şahane bir websitesi hazırladı: http://timeofthegame.o-c-r.org. Daha doğrusu websitesi ile modern sanat eseri bir iş, mutlaka görmeniz lazım. Dünyanın dört bir yanında evlerinde, sokaklarda, barlarda, kafelerde maçı izleyen insanlar, birbirlerinden ne kadar uzakta olurlarsa olsunlar aynı anda ekranda aynı görüntüye bakıyorlardı.

We live in different time zones, out of sync but aware of each other. Then the game begins and we enter the same time: the time of the game.

demiş Cole. Böyle özel anlarda küresel köyümüzün saat farkları da ortadan kalkıyor. Hep söylüyoruz ama artık gerçekten birbirimize eskisi kadar uzakta değiliz.

 

3.

Bizim edebiyatçılarımızın da Twitter'ı daha verimli ve eğlenceli bir şekilde kullanmaları dileğiyle.

 

(Fotoğraf: Adam Patterson, The Guardian)