Günümüzün ilginç kalemlerinden Hikmet Hükümenoğlu yeni kitabı ile okurlarını şaşırtmaya devam ediyor. Her zaman güçlü kurgusu, etkileyici atmosferi ve beklenmedik sonlarıyla okuru farklı bir okuma serüvenine çağıran Hükümenoğlu, 04:00 adını taşıyan bu romanıyla da yabancısı olduğumuzu sandığımız ama içinde yaşadığımızı hatırlayacağımız, sonunu merak edip aslında bildiğimizi fark edeceğimiz bir dizi olayın içine çekiyor bizi. (Arka kapaktan)


“Bazen kafamı kaldırıp etrafa bakındığımda çok tuhaf bir hisse kapılıyordum. Seyretmek istemediğim bir filme ait dekorların içine hapsolduğuma dair boğucu bir his. Doğduğum şehir nasıl bu hale gelmişti, anlayamıyordum. Gökyüzünde hangi yıldız yerinden bir milim oynamış, hangi kara delik yönünü şaşırmıştı da, İstanbul bir türlü son nefesini veremeyen bu canlı cesede dönüşmüştü?”


“Geceleri hepimiz mışıl mışıl uyurken gizlice rüyalarımıza giren kuşlar, bütün gün içimizde biriktirdiğimiz kini, öfkeyi ve nefreti kanatlarında toplarlar. Sonra bulutların arasına tırmanıp taşıdıkları tüm yükü oraya bırakırlar. Bu tonlarca rezilliğin ağırlığını çekemeyen bulutlar, ertesi gün hepsini yağmur olarak yağdırırlar üzerimize. Damlalar tenimize siner, kanımıza karışır. Zehirleyip hasta eder, yavaş yavaş öldürür hepimizi.”

Tanıtım videosu

Medyadan

IAN Edebiyat

Cansu Özyurt, Kasım 2014

“İstanbul’da yaşıyor olmakla İstanbul’da ölüyor olmak arasında fark kalmadı” ne kadar da hayatımızda olan bir cümle. Son dönemlerde hemen hemen hepimizin en az bir kere söylediği cümle. Hikmet Hükümenoğlu işte bu gerçeği kendi diliyle, üslubu ve ironisiyle anlatıyor. Hükümenoğlu’nun son romanı “04.00”ın bütününde ama özellikle ilk bölümünde karşımıza çıkan İstanbul, okuyucuyu günümüzde var olan “kentsel dönüşüm” faaliyetlerini tekrar tekrar sorgulamaya itiyor. (Devamı)


Radikal Kitap

Asuman Kafaoğlu-Büke, 28/09/2012

(…) Roman paralel tonda iki yönde ilerler, bir yandan sevimli bir polisiye olarak okunabilecekken, diğer yandan doğaüstü güçlerin devreye girdiği karanlık bir dünyanın da anlatısıdır. Romanda anlatılan İstanbul , çevre kirliliği had safhada, kuşların ve insanların hızla öldüğü, kirli, yağmur yerine zehir yağan, aşırı kalabalık ve sistemin tamamıyla çöktüğü bir şehirdir. Tüm uçuk kentsel projelerin insanlığın zararına geliştirildiği bir yerdir aynı zamanda. Nedeni bilinmeyen dev yangınlar ve toprak göçmeleri bazı mahalleleri haritadan silmiştir bile. Romanda okuru en çok etkileyen şeylerin başında bu kent tanımı geliyor çünkü gelecek bir tarihte kaosun yaşandığı bu yer, aslında yaşadığımız şehrin ta kendisi. Zenginlerin yüksek duvarlar ardında büyük sitelerde oturduğu, sınıflar arası iletişimin yok olduğu, yoksulluğun, ulaşımın, cinayetlerin, delirmenin arttığı bir megakent. Bilim kurgu fakat bir o denli de gerçek. (Devamı)


Akşam Kitap

Armağan Tunaboylu, 12/10/2012

(…) ‘04:00’ biraz da 03:59’dan 04:00’e geçen ‘o an’ı anlatıyor. Yok denecek kadar kısa bir zaman süresi uzun bir yaşam kadar da sürebiliyor. Zihnin, bilinçdışının sınırlarında yapılan bir yolculuğu, macerayı anlatıyor. Üstelik çok da iyi anlatıyor. (Devamı)


Sabah Cumartesi

Elif Tanrıyar (Söyleşi), 13/10/2012

Günümüzün en ilginç kalemlerinden Hikmet Hükümenoğlu, dördüncü romanı 04:00’te kaostan bahsediyor. Yazar bizi ‘toplumların bilinçaltı kavramı’yla tanıştırırken, bilinç altımızdaki korkularımızla da yüzleştiriyor. Hükümenoğlu’nun yaşamı da romanını aratmayacak kadar renkli. (Devamı)