Sohbet ve imza günü iptali hakkında

30/11/2016 | 5 Yorumlar

Nail Kitabevi'ndeki imza gününden bir anı

(Ek: Aşağıda yazdıklarımı, "Hepinize küstüm, oyuncaklarımı aldım gidiyorum," demişim diye yorumlayanlar oldu. Belki kendimi iyi ifade edemedim ama işin doğrusu kimseye küsmedim. Zaten yazarın okura küsmesi diye bir şey söz konusu olamaz, ancak okur yazara küsebilir. 

Nail Kitabevi, geleneksel "Güncel Edebiyat Buluşmaları"nda buluşmalarında 11 Aralık Pazar saat 14:00'da beni ağırlıyor. Henüz gidip görmediyseniz ilk fırsatta gitmelisiniz, Nail gerçekten çok özel bir kitapçıdır. Bu pazar orada olmaktan büyük zevk duyacağım. Yakınlardaysanız, yolunuz düşerse sizleri de bekleriz.)

Her yazarın (ve okurun) tercihi farklıdır, ben okurlarla (ve yazarlarla) tanışıp sohbet etmekten keyif alanlardanım. Derdim, romanımı çok sevdiklerini duymak değil. Onu duymak elbette mutlu ediyor ama işin doğrusu, kitap yazanlarla ve okuyanlarlarla sohbet etmek bana iyi geliyor.

Kalabalık imza günlerini doldurabilecek kadar meşhur olmadığımın farkındayım. Küçük kitapçılara gönül bağım olduğu da malum. Bu yüzden geçenlerde Can Yayınları'na teklif ettim, zaten İstanbul'da iki elin parmaklarını geçmeyecek sayıda sahici kitapçı var, birkaçında sohbet günü tertiplesek nasıl olur dedim. Sağ olsunlar beni kırmadılar, suratıma gülmediler ve üç yerle görüşüp randevu aldılar.

İlk etkinliğimiz geçen pazar İmge Kitabevi'nde olacaktı. Yayınevinden bana söyleşide eşlik edecek sevgili Fazilet'le vapura bindik, Kadıköy'e gittik.

Öncelikle Kadıköy'ün ne kadar hayat dolu olduğunu, bizim gibi diğer yaka insanları için bunun nasıl şaşırtıcı olduğunu belirteyim. Bu tarafta hafta sonları bile sokakta in cin top oynuyor. Terör korkusu ve ekonomik kriz tüm şehri sardı sanıyordum ama öyle değilmiş. Kadıköy ve civarı hala cıvıl cıvıl.

Fazilet ve ben, iki karşı yaka cahili, nasıl olduysa kaybolmadan İmge Kitabevi'ne gittik. (İtiraf: yol gösterenlerimiz vardı.) Gayet güzel bir kitapçı, ağzına kadar kitapla dolu. Sırf bu kadarı bile benim gözümde iyi bir kitapçı olması için kafi. Ancak söyleşi yapılacak bir mekan değil. Fiziksel olarak sekiz-on tane iskemle konulacak, öyle bir düzen kurulacak yer yok. Sanırım öyle bir niyetleri de yoktu. Şaşırdık tabii. Bu durumda sohbeti iptal edip imza kısmına geçtik.

İmza kısmı da şöyle: Eksik olmasınlar, eş dost ve akraba kategorisinden insanlar geldiler, güldük eğlendik. Bazıları sırf bana destek olmak için on sekizinci Körburun'larını alıp imzalattılar. Şahsen tanımadığım sadece bir okur vardı. (Sayıyla 1.) Ona da ayrıca teşekkür ederim. Baskısı hatalı bir 47 Numaralı Kamara'yı değiştirmek için günlerce uğraşan kitap tutkunu bir okur. Macerası, nefis bir öykü konusu olur.

(Dün Can Yayınları'na mekanla ilgili durumu bildirdim. Onlar da kitapçıların yapacakları hazırlığa ve gösterecekleri ilgiye müdahale edemediklerini izah ettiler. Daha en baştan bu işi onların başına ben açtığım için fazla sitem edemedim.)

Velhasıl, hayal ettiğim gibi bir etkinlik yapmayı beceremedim. Beklentim zaten Yılmaz Özdil imza günleri gibi uzun kuyruklu bir ortam değildi. Ama beş-on kişi toplanıp sohbet ederiz diye umuyordum. Gördük ki sohbet etmek isteyen beş-on okur bile yokmuş.

Yanlış anlaşılmasın, ne yayınevini, ne kitapçıyı, ne de okurları suçluyorum. Ancak durum böyle. Bu işler zor.

Bu hadiseyle ilgili şikayet edeceğim tek husus var, o da şu: Twitter'da etkinlik duyurusunu yayalım da daha çok insanın haberi olsun diye rica ettiğimde benim takipçilerimden sadece dört ya da beş kişi RT etmeye tenezzül etti. Çok takipçisi olan insanların bu asaletini anlamakta zorlanıyorum. Reklam yapıyor gibi görünmekten çekiniyorlar sanırım. Biz niye uğraşalım, senin yayınevin duyursun deseniz, onların da "ne kadar az sosyal medya paylaşımı, o kadar iyi" politikası var. (Sayıyla kişi başı 1 adet.)

Uzatmayalım, gören görmüştür, duyan duymuştur, diyelim. Anlaşılan insanların canı sıkkın, hava buz gibi, kimse gelip benimle selfie çektirme meraklısı değil, "romanını okuduk yeter, görüşmesek da olur," diye düşünüyor olabilirler. Bütün bunları anlıyorum ve haklı buluyorum.

Merak edip soranlar oldu, önce davet edip sonra vazgeçince bir açıklama yapmam gerekir diye bunları yazdım. Durum bundan ibaret. Gelmeyi düşünenlere ayıp olmasın diye (neyle karşılaşacağımızı artık kestiremiyorum) önümüzdeki programları iptal etmeye karar verdim. Başka zaman tekrar deneriz. Havalar biraz ısınsın, biz bize toplanır, sahilde çay içip sohbet ederiz.

Küçük ve bağımsız kitapçıları sevelim. Ayrıca Kadıköy ve Moda'nın biracıları, kafeleri, ve dondurmacıları şahane. O gün çıkışta biz çok eğlendik, size de tavsiye ederim.